|

Dizinin öyküsü, İstanbul'dan uzak bir yerde, bir
çiftlik evinde başlar. Kerem, 9 yaşlarındadır. Annesi,
babası ve kardeşleriyle birlikte bakımsız köhne bir
çiftlikte yaşamaktadırlar. Kerem, henüz on aylık olan
kardeşi İpek'in üzerine titremektedir. Buraya bir süre
önce gelmiş oldukları anlaşılmaktadır. Bir şeyden ya
da birilerinden saklanmaktadırlar ancak ne olduğu
anlaşılmaz. Bütün kardeşler paraları olmasına rağmen,
neden göçebe hayatı sürdüklerini ve böyle harap
yerlerde kaldıklarını merak etmektededir.
Kerem bir
sabah kimse uyanmadan, oynamak için evden çıkar. Ama
farkına varmadan epey uzaklaşmıştır. Ev halkı uyandığı
zaman onun evde olamadığını fark eder ve telaş halinde
onu aramaya başlarlar. Babaları bir çocuğa sahip
olamadıkları için hepsini azarlar. Kerem'in göz
önünden ayrılmaması gerektiğini söyler. Hepsi telaş
içinde onu aramaya başlar. Kerem ise eve gelmek
üzeredir. Anne ve babası onu gelişini görüp rahat bir
nefes alırlar. Ancak tam bu sırada, tozu dumana
katarak uzaktan gelmekte olan jipleri görürler. Paniğe
kapılırlar. Herkes çil yavrusu gibi sağa sola
dağılmaya başlar. Bunların, anne ve babanın da
tanıdığı ve çok korktuğu kişiler olduğu bellidir.
Emir'e hemen kaçmasını ve evin arkasındaki kör kuyuya
saklanmasını ve kapağı kapatmasını söylerler. Bu
kullanılmayan ve üzerini tamamiyle çalı çırpı kaplamış
bir kuyudur. Emir denileni yapar.
Adamlar
evin önüne gelmişlerdir. Birini ya da birşeyi
aramaktadırlar. Aileyi hırpalarlar ve silahlı çatışma
çıkar. Emir, kuyunun kapağını aralar ve olan biteni
seyreder. Çok kormuştur. Anne, babasının ve bütün
ailesinin öldürüldüğünü görür. Küçük kardeşini ise
adamlar alıp götürmüşlerdir. Adamlar gidene kadar
kuyuda kalır. Bu sırada zeminin kaydığını, hareket
hisseder. Eğilir, ayaklarının altında bir kapak daha
olduğunu fark eder. Kapağı açar ve şaşkınlığa uğrar.
Kapağın altında kocaman bir saksı vardır ve içi deste
deste para doludur. Kerem artık o ana kadar
yaşadıklarının korkusu ve heyecanıyla bayılır.
Aradan
zaman geçer. Artık Kerem'in parası çoktur. Ama bunu
kimseye söylememesi gerektiğini bilir. Sırları yalnız
kendine aittir. Hayatta yapayalnız kalmış altı yaşında
bir çocuk. O gün, dehşetten sonra en yakın yerleşim
birimine yürüyerek gitmiş, jandarmaya sığınmıştır.
Çocuğa sabıkalı soyguncuların, gaspçıların, katillerin
resimleri gösterilmiş fakat o hiçbirini
tanıyamamıştır. Hayır, onlar değildir ailesini
öldürenler. |